CLICK HERE FOR BLOGGER TEMPLATES AND MYSPACE LAYOUTS


Temiz kalmış ne bulunur ki çöplükte, Aşkta kirlenir elbet insanlarla birlikte..

30 Nisan 2009 Perşembe

Karamsar günlerden biri..




Kuş olup gitsem uzaklara..

Sessiz bir yer..

Yanlız bir yer..

Kendimi dinlesem..

Karışan konusan hiç kimse olmasa..

Kimse bana ulaşamasa..

Bende kimseye ulaşamasam.

Ağlasam hıçkıra hıçkıra..

Sonra daralınca çığlık atabilsem..

Avaz Avaz şarkı söylesem biri duyarmı endişesi olmadan..



çokmu şey istiyorum ???


29 Nisan 2009 Çarşamba




Ayak dirediğim şeylerde artık başarısız olduğumu farkettim dün gece..

Üstelikte ortaya kendimi koymama rağmen..

İçim acıyor..


Şimdi, isteklerimi ve arzularımı inat ederek bile gerçekleştiremediğime mi yanayım
Yoksa kendimi ortaya koymuşken en güvendiğim, en değerlim,
EŞSİZ varlığım tarafından yanlız bırakıldığımamı..

23 yıldır bir çok kişi tarafından yanlız bırakılmıştım..
Ve belkide alışmıştım buna..
İlk terk edilişim gibi acımıyor canım farkındayım bunun..
Fakat bu başka..

Sen çok eşsizsin, sen canımsın, sen bitanesin, mükemmelim idolümsün..

Bazende en iyi arkadaşımsın..


Keyifli anlarımızda artık yastık kavgası yapamayacak olmamız

Yada haraketli bir müzik eşliğinde umarsızca enerjimizi tüketemeyecek olmamız

ve

Kahkahalarım evde yankılansın diye gıdıklamaktan yerlerde yuvarlandığımız anların

Yaşanamayacak olması

Nekadar üzüyor beni bilemessin..


Bilmede zaten..

Sen beni iyi tanırsın hiç birinize gelmesini istemediğim zararları
Tek basına göğüsleyecek kadar fedakarımdır..



Bu kez kaybettiğimi kabullenmiş olmalıyım..

Yokluğuna alıştırmaya çalıştım kendimi dün gece..


Hiç, Anneeee diye seslenmedim sana mesela..


Hatta hiç konusmadım seninle..


Kızgındım kırgındım ve çok üzgündüm..


Kızgın yanım seninle konusmamı engelledi hep..

İyikide engelledi diyorum..


Gözlerinin içine bakmak istemedim..

Kaçırdım hep bakışlarımı senden..

Teslim olmak istemedim sana..


Biliyorum ki gözlerimin içine bakmana bir kez müsade etseydim

İçimin kan ağladığını görecektin..
Çığlıklarımın gitme diye yalvardığını duyacaktın..
ve

Belki de çok üzülecektin..

İstemedim bilmeni..
İstemedim üzülmeni..

İstemedim aramızdan hüzünlü ayrılmanı..

Belki bu sayede kıymetimizi anlar kısa sürede geri dönersin he ?
Ama bil Anne içimdeki direkleri YIKTIN..

ve

Sen olmadan ben nasıl ayakta dururum bilemiyorum..

Eminimki varlığın bile yetecektir..

Fakat birşeyler hep eksik olacak bunu bil..


Akşamları eve döndüğümde evin yanlızlığa mahkum edilmişcesine

Sessizliğe bürünüşü olacak en çok canımı yakan..
o evde birsürü insanda olsa sen olmayınca bomboş gelecek bana..

Tadı olmayacak akşamlarımın..


Şuan tamda karsımda oturuyorsun..

Sarılıp boynuna öpmek,

Koklamak vardı o Anne kokunu..


Kızgınlığımın hala bana hissettirdiği bir umut var içimde..


Bazen 'vazgeçtim, gitmiyorum' diyeceksin gibi geliyordu..


Ne gariptirki daha simdiden seni özlediğimi kendimi bile itiraf etmekte güçleniyorum

Teslim olmamak için direniyorum..

Bu direniş yine bana isteklerimi vermeyecek biliyorum..


Fakat yinede çabalamak, çırpınmak istiyorum bir umut ile..


Herzaman senin bize eksiltmediğin iyi dileklerini
Simdi sana yöneltmeliyim sanırım..

Umarım üzmezler seni..


Umarım o narin yüreğini gücendirmezler..

Benim EŞSİZ VARLIĞIM..


Allaha emanet ol..


HoşçakaL..



Çabuk dön olurmu N'olur..

:(




İki Harika'nın Arasındaki
Tek Çiçeğin
Ekin..









Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili.
O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır.
Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur.
Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar.
Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş,
anneler ve korkular yoktur.
Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili.
İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil,
içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir.
Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur.
Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.

Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın
hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de...
Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının
çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir
sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...

Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili,
kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı
hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye.
Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda,
gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri,
o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim.
Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...

Aşk çok eski bir şeydir sevgili.
Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer.
Sevdiğimiz insanların çocuklukları da...
Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer.
Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider,
hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...

İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır.
Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır...
Bazen denizler, kıyılar çeker insanı.
İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde
yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu.
Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara...
Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi...

İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda
umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler,
kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının
korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu...

Birazdan sabah olacak...
Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş,
anneler ve korkular başlayacak...
Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve
hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım...

Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış.
Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını,
cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri
alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek...

Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak...

Aşkta yarın yoktur sevgili...

CEZMİ ERSÖZ




Hoş geldin!
Kesilmiş bir kol gibi
omuz başımızdaydı boşluğun...
Hoş geldin!
Ayrılık uzun sürdü.
Özledik.
Gözledik...
Hoş geldin!
Biz
bıraktığın gibiyiz.
Ustalaştık biraz daha
taşı kırmakta,
dostu düşmandan ayırmakta...
Hoş geldin.
Yerin hazır.
Hoş geldin.
Dinleyip diyecek çok.
Fakat uzun söze vaktimiz yok.
YÜRÜYELİM.....

NAZIM HİKMET





DOSTLUK

Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın…

Nereden çıktın bu vakitte”dememeli,

Bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında;

“Gözünün dilini”bilmeli;

Dinlemeli sormadan,söylemeden anlamalı…
Arka bahçede varlığını sezdirmeden,mütemadiyen
dikilen vefalı bir ağaç gibi
Köklenmeli hayatında;
Sen,her daim onun orada durduğunu hissetmelisin.

İhtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli.
Kovuklarına saklanabilmelisin. Kucaklamalı seni güvenli kolları.
Dalları bitkin başına omuz, Yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı…
En mahrem sırlarını verebilmeli,
En derin yaralarını açıp gösterebilmelisin;
Gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz…
Onca dalkavuk arasında bir tek o,

Sözünü eğip bükmeden söylemeli,
Yanlış anlaşılmayacağını bilmeli.

Alkışlandığında değil sadece,

Asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli.
Övmeli alem içinde,baş başayken sövmeli Ve sen öyle güvenmelisin ki ona,
Övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin,
“Hak ettim” diyebilmelisin.

Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; Günahlarının yegane şahidi…
Seni senden iyi bilen,sana senden çok çok güvenen bir sırdaş…

Gözbebekleri bulutlandığında yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin.

Ve sen ağladığında,
onun gözünden gelmeli yaş…


CAN DÜNDAR





YALIN - Kİ SEN..

Heyecanını kaybetmişsin
yok inancını kaybetmişsin
Doya doya sarhoşum
bize çok günah etmişsin

Ki sen benim gözyeşlarmıda gördün
sen benim ilk aldıgın güldün
Heyecanını kaybetmişsin
yok inancını kaybetmişsin
Doya doya sarhoşum
bize çok günah etmişsin

Heyecanını kaybetmişsin
yok inancını kaybetmişsin
Doya doya sarhoşum
bize çok günah etmişsin

Yepyeni bir albüm :))
Yalın beğendiğim seslerden sadece biri diğer parçalarını
henüz dinlemedim
fakat bu şarkı çok hoşuma gitti..

ki sen benim gözyaşlarımıda gördün..

insanın kendine pay çıkartmaması mümkünmü? :))

iyi dinlemeler..

28 Nisan 2009 Salı

MERHABA

acının ardından gelen sevince merhaba
yağmurun ardından gelen güneşe merhaba
gidene güle güle,gelene merhaba
merhaba aşkım, sana da merhaba

kışın ardından gelen bahara merhaba
yeni doğan günün güzelliğine merhaba
her sevincin içindeki coşkuya merhaba
merhaba dünya, sana da merhaba

karanlıktan çıkan ışığa merhaba
yeni gelen sevgilere merhaba
yeniden hayat bulan duygulara merhaba
merhaba hayat, sana da merhaba.

Cengiz Çetik